•İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş...

24
İÇİNDEKİLER • İslam Sanatlarına Giriş • İslam Sanatları Terminolojisi HEDEFLER • Bu üniteyi çalıştıktan sonra • İslam sanatlarının oluşum ve gelişim süreci ile karakterini etkileyen faktörler hakkında genel bilgilere sahip olacak • İslam sanatlarının üslup birliği, çeşitliliği ve farklılığını anlayabilecek • İslam sanatları terminolojisini öğrenebileceksiniz. ÜNİTE 1 İSLAM SANATLARINA GİRİŞ VE TERMİNOLOJİ İSLAM SANATI TARİHİ

Transcript of •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş...

Page 1: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İÇİN

DEK

İLER

• İslam Sanatlarına Giriş

• İslam Sanatları Terminolojisi

HED

EFLE

R • Bu üniteyi çalıştıktan sonra

• İslam sanatlarının oluşum ve gelişim süreci ile karakterini etkileyen faktörler hakkında genel bilgilere sahip olacak

• İslam sanatlarının üslup birliği, çeşitliliği ve farklılığını anlayabilecek

• İslam sanatları terminolojisini öğrenebileceksiniz.

ÜNİTE

1

İSLAM SANATLARINA GİRİŞ VE

TERMİNOLOJİ

İSLAM SANATI

TARİHİ

Page 2: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2

İSLAM SANATLARINA GİRİŞ

Arap Yarımadası’nda Hz. Muhammed’in insanlığa tebliğ ettiği İslam dininin

doğuşu ve yeryüzüne yayılışı tarihin en büyük olaylarından biridir. VII. yüzyılın

başlarından itibaren putperest bir toplumun yaşam sürdüğü Mekke’de, bir olan

Allah’a inanmayı vazederek, İslam dininin gereklerini tebliğ etmeye başlayan Hz.

Muhammed ve ashabı, tarihte eşi görülmemiş işkencelere uğrayınca, 622’de

Medine’ye hicret etmek zorunda kalmışlar; bu olay Müslümanların devlet

olmalarına imkân sağlarken, Hicri Takvim’in de başlangıcını teşkil etmiştir.

Hz. Peygamberin 632 yılında ölümünden sonra, halifeler döneminde İslam

orduları bu yüce dinî yaymak için dünyanın dört bir tarafına akınlar düzenlemişler,

zalim hükümdarların baskısı altında ezilen halklar Müslümanlara kurtarıcı gözü ile

bakmaya başlamışlardır. Suriye (636), Kudüs ve Filistin Bölgesi (638),

Mezopotamya (641), Mısır (642), İran (651), Kuzey Afrika kıyıları (647-709),

Endülüs (711-12), Batı Çin (714) ve Fransa’nın Poitier şehrinin (732) ele geçirilmesi

ile İslam hâkimiyetinin doğu ucu, Çin’de Kaşgar’a, batı ucu da Avrupa içlerine

dayanmıştır. Bu genişleme ile beraber İslam medeniyeti ve kültürü de inanılmaz

derecede yükselmiş ve gelişme göstermiştir. Örneğin Abbasilerin başkenti Bağdat,

bin bir gece masallarının ihtişamıyla günümüz insanının hafızasında bile hâlâ

önemli bir yere sahiptir. Endülüs’ün merkezi olan Kurtuba, Müslümanların eline

geçişiyle birlikte tarım ve endüstri alanında büyük gelişmeler kaydetmiştir.

Valencia ve Granada’da yılda üç mahsul üretmeye imkân veren sulama kanalları ve

su bentleri, o dönemin izlerinin günümüze yansımalarıdır. Bunlara paralel olarak

Fatımilerin idaresindeki Mısır’ı 1046 yılında ziyaret eden ünlü gezgin Nasır-ı

Hüsrev’in yörenin zenginliğini, ileriliğini, insanlar için güven ve adaletini uzun uzun

anlatırken, Amr b. Âs’ın kurduğu Fustâd kentinin parlak devirler yaşadığını

aktarması da İslam toplumunun medeniyet seviyesini göstermesi bakımından

oldukça dikkate değerdir. 1221’de Horasan’ı gören Hoca Yâkut’un topraklarının

zenginliği, bolluğu ve bereketi, bahçelerinin güzelliği, yetiştirdiği bilginlerin çokluğu

ve ihtişamı ile Herat’ın Horasan’daki diğer bütün şehirlere üstün olduğunu

anlatması bu duruma ışık tutan bir başka delil olarak gösterilebilir.

Müslümanlar fethettikleri hemen her yerde, güçlü iman ve zafer neşesiyle

yorgun ve bitmiş enerjileri yeniden canlandırmayı başarmışlardır. İslamiyet’i yeni

benimseyenler de taze bir kuvvetle, coşkun akan su misali önemli katkılar yaptılar.

Issız çöllerde şehirler kuruldu; cami, medrese, kütüphane, han, hamam, hastane,

çeşme, sebil v.s. gibi çok çeşitli mimari eserlerle kentler, mamur ve yaşanabilir

yerler hâlini aldı. Hem mimaride, hem de el sanatları ve süsleme sanatlarında

Page 3: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 3

ortaya konulan eşine az rastlanır sanat eserleri, İslam medeniyeti ve kültürünün

insanlık tarihine bıraktığı mirasın başyapıtlarıdır.

İlim, edebiyat, felsefe ve sanat; ticaret ve ziraat ile baş başa yürüdü. Abbasi

Halifesi Me’mun’un Bağdat’ta kurduğu Beytü’l-Hikme’de Antik Yunan’ın ünlü

düşünürlerine ait eserlerin Arapçaya çevirileri gerçekleştirilmiş, böylece yok olup

gitmekten kurtarılan Yunan ve Roma bilgisi, Mezopotamya’dan Kuzey Afrika’ya,

Endülüs’e, buradan da Avrupalının kendini yeniden keşfettiği Rönesans’ın merkezi

olan İtalya içlerine kadar ulaşmıştır. Batılıların Alfraganos olarak bildikleri Ebu’l-

Abbas Ahmed İbn-i Muhammed İbn-i Kesir el-Fergani ve Battani gibi astronomi

bilginleri, bir Matematik dehası olan Muhammed b. Musa el-Harezmî, ünlü cerrah

Ebu’l-Kasım Abbas, tarihçi İbn Haldun, sayılı filozoflar Farabi, İbn Rüşd ve İbn Arabî,

tıp biliminin önde gelen isimlerinden İbn Sina, İslam bilim ve felsefesini bütün

dünyaya duyurmuşlardır.

İslam sanatı, Atlas Okyanus’undan Çin’e kadar uzanan uçsuz bucaksız bir

coğrafyada ve sınırsız bir zaman diliminde etkili olmuştur ve olmaya devam

etmektedir. Hangi ülkede ve hangi dönemde yetişmiş, hangi millete mensup

ustalar ve sanatkârlarca ortaya konulursa konulsun, İslam mimarisi, süsleme ve el

sanatları, aynı ailenin bireyleri, ya da aynı dilin farklı lehçeleri gibi birbirlerinden

ayrılamaz benzerlikler sergilerler. Bu birliği sağlayan temel unsur İslam dinidir.

Bununla birlikte İslamiyet’in hâkim olduğu bölgelerin iklim benzerliğini de göz ardı

etmemek gerekir. Zamanla farklı iklim koşullarında yaşayan toplumların da

Müslüman olmasıyla İslam sanatının bölgesel çeşitliliği ortaya çıkmıştır. İslam

ülkelerinin sanat eserlerinde görülen üslup farklılıklarının oluşumundaki başlıca

diğer faktörler ise, Suriye, Filistin, Mezopotamya, Anadolu, İran, Afganistan,

Hindistan, Kuzey Afrika (Tunus, Fas, Cezayir), Endülüs gibi bölgelerin değişik tarihi

geleneklere, ayrı sanat elemanlarına sahip olmaları yanı sıra buralarda yaşayan

halkların kendi millî seciyelerindeki başkalıklar sayılabilir. Bütün bu değişkenliğine,

farklılığına ve ayrılığına karşın İslam sanatları, kendine has bir terminoloji

geliştirerek modern bilim dünyasında araştırılması ve incelenmesi, üzerinde

düşünülüp fikirler üretilmesi gereken bir alan hâlini almıştır.

Page 4: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 4

İSLAM SANATLARI TERMİNOLOJİSİ

Ağaç Direkli Cami: Örtü bölümünü taşıyan ağaç direklere sahip cami tipidir. Çok

sayıda ağaç direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu

Selçuklu mimarlığında ve sonrasında yaygın bir tiptir. Diğer ağaç süsleme bölümleri

de önemlidir.

Alem: Yapıların kubbe ve külah gibi yerlerinin tepesinde, sancaklarda çoğunlukla

yarım aya benzer formda bezeme elemanı, bir çeşit tepelik. Maden ya da taştan

yapılmış olabilir.

Alınlık: Antik yapıların cephelerinde çatı ile korniş arasında yer alan üçgen

biçimindeki kısım. Bir taçkapının ya da bir pencerenin çerçeve içine alınmış üst

kısmına da bu ad verilir.

Almaşık Duvar: Farklı iki cins malzemenin atlamalı olarak meydana getirdiği örgü

türüdür. Daha çok erken İslam ve Osmanlılar döneminde görülür.

Altı Dayanaklı Cami: Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da

paye tarafından taşınan cami tipidir.

Altılı çiçek: Enine kesitli altı yapraklı hatayı (Bkz. Hatayi).

Altın kesim: Sanatta uyum ve oranlama konusunda en yetkin ölçüleri verdiğine

inanılan formül. Altın kesim, bir doğru parçası ikiye bölündüğünde küçük parçanın

büyüğe oranının, büyük parçanın bütüne oranına eşit olması olarak tanımlanabilir.

% 61.8 en yaklaşık değerdir.

Ampir: Batı dillerinde “Empire” olarak tanınan sanat akımının dilimizde kullanılan

şekli. Batı ülkelerinden alınan bir üslup olup, klasik antikitenin bazı özelliklerini

yansıtır.

Ana Kubbe: Camilerde fil ayaklara ya da ana duvar üzerindeki kasnağa oturtulmuş

orta kubbedir.

Antikite: Yaklaşık olarak İ.Ö. VI. yüzyıl ile İ.S. III. yüzyıl arasındaki Yunan ve Roma

kültürlerine verilen ad.

Apsis: Kiliselerde koronun arkasında bulunan ve camilerdeki mihrap kısmının

karşılığı olan, tonoz ya da kubbe ile örtülü bölüm.

Arasta: Çarşı, dizi dükkânlar. Bazen önlerinde revak ya da karşılıklı sıraların

arasında örtü bulunanlar bir tür kapalı çarşı oluştururlar.

Arz odası: Padişahların devlet büyüklerini ve yabancı elçileri kabul edip dinledikleri

odadır.

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 5: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 5

Avlu ve Eyvan

Askeri Rüşdiye: Askeri ortaokul.

Aslangöğsü: İçi mukarnaslarla dolu olan pandantif.

Avlu: En az üç yönden yapılar veya yüksek duvarlarla çevrili üstü açık mekân.

Avlulu Medrese: İç avlusunun üstü açık olan medreseler için kullanılan bir sanat

tarihi deyimi.

Ayak: Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öğe.

Aydınlık Feneri: Örtülü iç mekânlara ışık sağlamak için düzenlenmiş bölüm.

Genellikle kubbe ya da çatının ortasında daha yüksek ve etrafı camekânlı ışıklık.

Aşçıbaşı: Saray mutfaklarındaki aşçıların başıdır.

Beyzi: Oval

Bordür: Kenar, genellikle süslemeli kenar şeridi.

Aynalı Tonoz: Manastır tonozun üst bölümünü yatay bir düzlemle keserek elde

edilen tonoz şeklidir.

Babüssaade Ağası: (Kapuağası/Sarayağası) Saraydaki hadım Darüssaade ağaları ile

Akağaların ve Enderun memuriyetlerinin genel amiri.

Bedesten ve Çarşı: Ticari amaçla kurulmuş, ahşaptan küçük yapılardır. Erken

Osmanlı döneminde yan yana sıralanan bu dükkânlar çarşıları meydana getirmiştir.

Bedestenler ise yine ticari amaçla kullanılmış ve çarşılara nazaran daha dayanıklı

taş yapılardır. Genellikle ortada dört taşıyıcının yer aldığı ve her mekânın üzerinin

kubbe ile örtülü olduğu yapılardır.

Bimarhane: Akıl hastanesi (Tımarhane).

Ribat: İslam’ın ilk dönemlerinde Arap-İslam ordularının hazır kuvvet bulundurmak

amacı ile sınır boylarına inşa ettikleri askeri üs yapılarına “Ribat” adı verilir.

Sonradan, han ve kervansaraylar ile tarikat yapıları ve misafirhaneler için geç

döneme kadar kullanılan yerleşik bir terim.

Cami: İçerisinde minberi bulunan ve cuma namazı kılınabilen İslam ibadet yapısıdır.

İlk cami yapısının Hz. Muhammed’in Medine’deki evi olduğu ve bu yapının sonraki

dönemlerde inşa edilecek olan camilere ilk örnek teşkil ettiği düşünülmektedir.

Mihrap, minber ve minare gibi fonksiyonel öğelerin ancak VIII. yüzyılda cami

mimarisine dâhil edildiği bilinir.

Cümle Kapısı: Cami harimine geçiş veren ana kapı.

Çadır: Göçebe ve yarı göçebe yaşayan topluluklarda barınak olarak kullanılan

mimari unsurdur. Türk topluluklarında gerek orta Asya gerekse Anadolu’da yaygın

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 6: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 6

bir biçimde kullanılmış ve hala günümüzde de özellikle hayvancılıkla uğraşılan

bölgelerde yaşayan topluluklar tarafından kullanılmaktadır. Çadır genel olarak Türk

mimarisinin gelişiminde mimari formu ve cephe düzenlemesiyle önemli bir unsur

olmuştur.

Çan Kulesi: Kilise çanının bulunduğu yapıdır. Başlı başına bir mimari yapıt

sayılabilecek örneklerine de rastlanır.

Çapraz Tonoz: Haçvari olarak birleşmiş kemerlerden meydana gelen tonoz.

Çeşme: Genel su sağlama sistemlerinden gelen suyun kamunun kullanımına

sunulduğu hayır yapılarıdır. İlk çeşme yapılarının Antik Roma’da ortaya çıktığı

biliniyor. Nympheum denilen bu yapılar hem hayvanların sulanması, hem içme

suyu sağlama, hem de görsel bir zenginlik sağlamak amacıyla yapılmıştır. Orta Çağ

Avrupa’sında çeşme küçük ve önemsiz bir yapıyken, Barok döneminde estetik ve

mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı

Devleti’nde Lale Devri’ne kadar çeşme küçük ve yalın, çoğu zaman bir duvara

yapışık yapılar halindedir. Anıtsal meydan çeşmeleri Osmanlı’da Avrupa kent

kültürünün tanındığı XVIII. yüzyıldan itibaren inşa edilmişlerdir.

Darülkurra: Cami, mescit gibi yerlerin hemen yanında yapılan kuran okuma yeri.

Darüssaade Ağası: Osmanlı saraylarında harem dairelerindeki hadım edilmiş

harem ağası.

Çeşme ve Bölümleri

MehmetAli
Highlight
Page 7: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 7

Darüşşafaka: Eski "Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye" (İslami Eğitim Cemiyeti)

tarafından kurulmuş olan yetimler okulu.

Darüşşifa: Şifahane, hastane gibi sağlık kuruluşlarına verilen eski adlardan biri.

Deformasyon: Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belli

yerlerinin figürü tanınmama derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı

sanatında özellikle Maniyerist üslubun kullandığı yöntemlerden biri olan

deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karış çıkış

yollarından biridir.

Devşirme Malzeme: Başka yapılardan derlenmiş ve ikinci kez kullanılmış yapı ya da

süsleme malzemesi. Aynı dönemden olabileceği gibi, daha eski dönemden de

devşirme malzeme kullanmak her devirde yaygın bir değerlendirme yöntemi

olmuştur.

Dışavurumculuk (Expressionizm): XX. yüzyılın başlarında izlenimciliğe tepki olarak

ortaya çıkan ve sanatçının duygularını renklerle ya da deformasyon yoluyla

belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı.

Dilimli Kubbe: 1- İçi yarım yuvarlak, dışı dilimli olan kubbe. 2- Tonoz parçalarından

oluşan kubbe.

Divani: Türklere özgü hareketli ve girift bir yazı üslubudur. Harfler ve sözcükler

birbirlerine kaynaşmıştır.

Diyagonal: Çapraz.

Dört Yarım Kubbeli Cami: Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım

kubbe ile desteklenen cami tipi.

Ebced Hesabı: Arap alfabesindeki her harfin bir sayıyı göstermesi kuralı ile

harflerden seçilerek düzenlenmiş anlamlı dizilerle bir olayın meydana geldiği yılı

belirtme yolu.

Eksedra: Camilerde yarım kubbelerin iki ya da üç yanına küçük yan kubbeciklerle

yapılan eklemelerdir. Ya da çeyrek kubbedir.

Elevasyon: Cephe çizimine verilen isimdir.

Enderun: Saray teşkilatıdır.

Evkaf: Vakıfların hepsi, tümüdür. Bu günkü Vakıflar Genel Müdürlüğü.

Eyvan: Üç tarafı ve üstü kapalı, bir tarafı bütün genişliği ile bir avluya ya da diğer bir

mekâna açılan yapı birimi.

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 8: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 8

Hamam ve Bölümleri

Eyvan Tipi Türbe: Gövde bölümü eyvan biçiminde olan bir grup Anadolu mezar

anıtına verilen ad.

Fevkânî: Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir

alt yapı üzerine oturtulan camiler için kullanılan bir terim. Yüksek, yükseltilmiş

anlamına gelir. Alt katta genellikle gelir getiren dükkânlar bulunur.

Fil Ayağı: Taş yapılarda büyük bir alanı kaplayan örülerek yapılan büyük çaptaki

ayaklara verilen isim.

Fresk: Yaş sıva üstüne boya ile yapılan resim ve süsleme.

Gotik: Avrupa’da Ortaçağ mimarisine verilen ad. XII. yüzyılın ortasından Rönesans’a

kadar olan süreyi içeren Gotik, resim ve heykeli de kapsayan genel bir üslup

halinde ele alınır. Geç Gotik, Uluslararası Gotik (Bkz. adı geçen madde) gibi alt

başlıklara da ayrılmıştır.

Gölge-Işık: Batı sanatında nesnelere hacim ve derinlik kazandırma yöntemi. Bir

sanat yapıtında belli kesimlerin karanlık bırakılması, buna karşın belli yerlerinde

parlak renklerle boyanması sonucu elde edilen görsel etki.

Gül Pencere: Genellikle Gotik katedrallerin cephelerinde yer alan daire biçimindeki

vitraylı pencere.

Haliç İşi: XV. yüzyıl sonunda mavi-beyaz tekniğin seramiklerde kullanılan bir

uygulaması. İnce spiral dallar üzerinde minik çiçekler, yapraklar yer alır.

Hamam: Kamusal nitelikte yıkanma yapısı veya mekânı. Özel olarak ısıtılan sıcak

suyu ile gerçek anlamda ilk hamam yapıları Romalılar döneminde inşa edilmiştir.

Ancak Roma hamamları sadece yıkanma yapıları değil, aynı zamanda birer

toplumsal merkezdirler. İslam inancında temizliğe verilen önem nedeniyle böyle

kamusal yıkanma yapıları Türk toplumunda olabildiğince yaygınlaşmıştır. Türk

mimarisinde hamam yapıları başlıca şu bölümlerden oluşmaktadır: Soyunmalık

(Camekân), Ilıklık, Sıcaklık, Halvet, Külhan.

Han/Kervansaray: Orta Çağ’da ticaret yolları üzerinde belirli aralıklarla yapılmış

olan konaklama yapıları. Genelde ”Han” denilen ve ticari ya da yarı askeri sivil

mimarlık örnekleri olan bu yapılar, kent içlerinde de bulunabiliyordu.

Harem: Osmanlı camilerinde revaklı iç avlu, İslam ülkelerinde kadınlara ait bölüm.

Harem-i Hümayun: Sarayların kadınlara mahsus olan kısmı, Harem dairesi.

Harim: Camilerde ibadetin gerçekleştirildiği ana mekân. Belirli kısıtlamaların

olduğu mekândır.

MehmetAli
Highlight
Page 9: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 9

Kemer Çeşitleri

Hataî (Hatayi): Doğu Asya kökenli süsleme motifleri grubu. Stilize edilmiş şakayık,

nar, iri yapraklar ile bunların gonca ve sapları başlıca öğeleridir.

Hayat Ağacı: Türk ve İslam süsleme sanatlarında hurma ve benzeri ağaçlara verilen

ad. Cenneti sembolize eden resimlerde ya da süslemede simetri ekseni olarak

çokça görülür.

Hazire: Camilerin kıble tarafında bulunan küçük mezarlıktır.

Hünkâr Mahfili: Camilerde hükümdara ayrılan bölüm. Bazen galerinin bir bölümü,

bazen ayrı bir daire şeklindedir.

Hattat: Mesleği Arap harfleri ile güzel yazı yazmak olan kimse.

Hekimbaşı: Sarayda görev yapan hekimlerin başı, başhekimdir.

Hünkâr Kasrı: Padişahlara mahsus küçük donanıma sahip camiye bitişik odalardır.

İki Yarım Kubbeli Cami: Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki

yarım kubbe tarafından desteklenen cami tipi.

İmaret: Çoğunlukla bir cami bünyesinde yapılan, bazen bir camiden ayrı olarak da

oluşturulan ve fakirlere özellikle yemek yardımı yapmak amacı ile kurulan ve vakıf

niteliğinde olan kuruluş.

İzlenimcilik (Empresyonizm): XIX. yüzyıl sonunda Fransa’da ortaya çıkan, ışık

etkilerine dayanarak doğayı anlık görüntüsü ile resimlemeye dayanan sanat akımı.

Kaburgalı Tonoz: Genellikle beşik tonozlarda ve diğerlerinde destek kaburga

sisteminin görülebildiği tonoz biçimidir.

Kadınlar Mahfili: Kadınların namaz kılması için ayrılan bölüm.

Kalem İşi: Yapıların genellikle iç yüzeylerinin bezenmesinde kullanılan bir süsleme

türü. Boya, taş, ahşap yüzeyler üzerine fırça ile boyanan renkli nakışlar.

Kasır: Saraylardan daha küçük ve yine padişah ve yakınlarının kaldıkları yapılardır.

Kasnak: Bir mimari yapıda kubbenin oturduğu ve yapının üslubuna, türüne göre

çokgen ya da yuvarlak olan kaide.

Kavsara: Taçkapı, mihrap gibi yerlerin yarım kubbeye benzeyen üst bölümü.

Kemer: İki sütun veya iki ayak arasındaki açıklığın üzerini örtmek için uçları sütun

veya ayaklara oturmak üzere yay şeklinde yapılan ahşap, maden, kâgir (taş) yapı

parçasıdır.

Kesit: Bir cismin dikey bir düzlem üzerinde kesildiği var sayılarak ölçekli olarak

çizilene denir. Enine kesit veya boyuna kesit şeklindedir.

MehmetAli
Highlight
Page 10: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 10

Kesme Taş: Düzenli yontulmuş taş. Hem duvar öğesi hem bezeme için düzenli

işlenmiş taş ve bu taşlarla örülmüş duvar tekniği. Çoğunlukla kaplama malzemesi

olarak yüzeylerde kullanılır.

Kontur: Çevre çizgisidir. Figürleri ya da motifleri çevreleyen çizgidir.

Kıble Taşı: Açık alanlarda oluşturulan namazgâhlarda kıblenin yönünü belirtmek

için dikilen taş.

Konservasyon: Bir yapının veya eserin mevcut bulunduğu yıpranma düzeyinde

korunması için yapılan müdahaledir.

Köprü: Aralarında su, çukur arazi veya yol gibi engeller bulunan iki yakayı birbirine

bağlayarak yolu bir yandan ötekine eriştirmek için yapılan ahşap, kâgir veya maden

yapılardır.

Köşebent: Dikdörtgen ve kare formlu biçimlerde köşelere yapılan süslemelere

verilen ad.

Köşk: Saray ve kasırlara nazaran daha küçük yapılardır.

Köşk Mescit: Genellikle Sultan Hanı adı verilen bir dizi XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu

kervansarayının avlu ortasında dört kemer üstünde yer alan mescit bölümüne

verilen ad. Osmanlı döneminde de kullanılmıştır.

Kroki: Planın ölçeksiz fakat orantılı basit çizimine kroki denir.

Kubbe Ayağı: Kubbeyi taşıyan ayaklardan her biridir.

Kubbe Feneri: Kubbelerde içeriye ışık ve hava vermek amacıyla yapılmış çevresi

pencereli üstü kapalı daire ya da çokgen planlı penceredir.

Köprü ve Bölümleri

Page 11: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 11

Külliye

Kümbet

Kubbe Kasnağı: Bir kubbeyi taşıyan daire, kare ya da çokgen planlı kaidedir. Buna

kubbe bileziği ya da tambur da denir.

Kubbe: Yarım küre veya toparlakça yapı örtüsü bir kemer yayının tepe noktasından

inen dikin çevresine dönmesi ile meydana gelen örtü biçimidir.

Kubbeli Medrese: İç avlusunun üstü örtülü olan medreseler için kullanılan sanat

tarihi deyimi.

Kufi yazı: Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken üslup

ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü.

Kurgan: Orta Asya’nın kuzeyinde özellikle milattan önce ve miladın ilk yüzyıllarında

yaygın bir biçimde uygulanan toprak altı mezar yapısıdır. Kütüklerden ahşap yığma

tekniğiyle yapılmış bir mezar odası ve bunu gizleyen bir toprak yığınından oluşur.

Külliye: Medrese, hamam, imaret, şifahane ve çarşı gibi ek yapıları ile birlikte inşa

edilen cami.

Küfeki Taşı: Basınç altında kaynaşmış kum taneciklerinden oluşmuş, işlenmesi

nispeten kolay olan ve su geçirmeyen bir taş cinsi.

Kümbet: Gömme bölümü, gövde (ziyaret) bölümü ve kubbesinin üstünde külahı

bulunan mezar anıtları için kullanılan sanat tarihi deyimi (Farsça=kubbe).

Künk: Su nakli için isale hatlarında kullanılan pişmiş toprak ya da çimentodan

yapılmış boru. Osmanlılar döneminde toprak künkler kullanılır ve şebekeden su

kaybını azaltmak için iç yüzeyleri sırla kaplanırdı.

Lahit: Tahta, taş (mermer), kurun ya da pişmiş topraktan yapılan, içine ölünün

yerleştirildiği özel sanduka.

Mağrip Üslubu: İspanya ve Kuzey Afrika’nın İslam sanatı üslubuna verilen genel ad.

Malakâri: Yapıların daha çok iç yüzeylerinde kullanılan ve yüzeysel alçı

kabartmanın renklendirilmesi ile elde edilen bir süsleme tekniği.

Mahfil: Bir mekânda belirli kişi ya da topluluklar için ayrılmış bölümler. Hünkâr

Mahfili, Müezzin Mahfili, Kadınlar Mahfili gibi.

Maslak: Ana su isale hattının kollara ayrıldığı yer.

Maşatlık: Hristiyan mezarlıklarına verilen isimdir.

Medrese: Bugünkü orta ve yüksek öğrenime denk düzeyde eğitim veren İslam

eğitim yapısı. İslamiyet’in erken dönemlerinde camilerde yapılan eğitim Büyük

Selçuklular zamanında belirli bir sistem içerisinde medreselerde verilmeye

başlanmıştır. Medreselerin ortaya çıkışındaki en önemli etken gittikçe yayılan Şii

Page 12: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 12

Mihrap

Minber

inanç karşısında Sünni inancı güçlendirmek ve devlet yönetimine bu inanca sahip

kadrolar yetiştirmekti. İlk olarak Büyük Selçuklu veziri Nizâmülmülk tarafından

Bağdat’da kurulan ve Nizamiye Medreseleri olarak adlandırılan bu yapıların dört

eyvanlı bir şemaya sahip oldukları görülür. Bu yapı türünün kaynağı hakkında farklı

görüşler ileri sürülmekle birlikte yine zaman içerisinde toplumlara göre farklı plan

türlerinin geliştiği bir gerçektir. Anadolu Türk mimarisinde medrese yapılarının

temelde iki farklı plan şemasına sahip oldukları günümüze ulaşan örneklerden

anlaşılmaktadır. Bunlar açık avlulu medreseler ve avlusu kubbe ile örtülü kapalı

avlulu medreselerdir. Medreselerde dinî eğitim verilebildiği gibi pozitif bilimlerle

ilgili eğitim de verilmiştir. Bu amaca yönelik inşa edilen medrese yapılarının plan

kuruluşunda belirgin bir farklılık olmayıp medrese mimarisinin genel gelişimi

içerisinde yorumlanmışlardır. Darüşşifalar, tıp medreseleri ve rasathaneler bu tür

medrese yapılarının örnekleridir.

Merkezi Planlı Yapı: Bu tipin zemin şeması altıgen, sekizgen veya yuvarlaktır.

Üstleri kubbe ile örtülüdür.

Mihrap: Cami ve mescitler ile namazgâhlarda kıble yönünde belirleyici mimari öğe.

İmamın önünde durduğu bölümdür. Genellikle etrafı çerçevelenmiş, duvarda küçük

bir girinti biçiminde yapılmıştır.

Mescid: Minbersiz İslam ibadet yapısıdır. Diğer İslam ülkelerinde mescit sözcüğü

Türkçedeki cami karşılığında kullanılmıştır. Cami-mescit ayrımı sadece Anadolu

Türk mimarisinde geçerlidir. Mescitler tek mekânlı oldukça basit yapılardır.

Yalnızca secde edilen yer olarak günlük vakit namazlarının kılınabilmesi için

genellikle mahalle aralarında ve mahalle ölçeğinde inşa edilmiştir.

Mevlevihane: Mevlevilik tarikatına bağlı olanların, tarikat kurallarına göre

toplandıkları ve içinde özel odaları ve tören yerleri bulunan bina.

Mihrap Önü Kubbesi: Genellikle çok ayaklı Emevi, Abbasi, B. Selçuklu ve A. Selçuklu

camilerinin mihrap önündeki kubbeye verilen isim.

Minber: Camilerde cuma namazında hutbe okunan yer. Genellikle birkaç basamak

yükselen bir mimari öğedir. Kapı, basamak, basamak korkulukları, köşk ve külah

(taç) bölümleri bulunur. Ağaç ya da taştan olabilir. Çok basitlerinden çok

bezemelilerine kadar değişik türlerine rastlanır.

Minare: Camilerin dışında bazen bitişik bazen de tamamen ayrı olarak inşa edilen

ezan okumak için yapılan öğe. İslam mimarisinde ilk minareler Emeviler

döneminde ortaya çıkmıştır. Kaynağı konusunda farklı görüşler vardır. Bütün İslam

ülkelerinde aynı önemle ele alınmamıştır. Özellikle Osmanlı ve Hint-İslam

mimarisinde vazgeçilmez bir simge olarak görülmüştür.

Page 13: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 13

Mukarnas

Müezzin Mahfili

Moloz Taş Duvarı: Taşların hafif düzeltilmesi ile örülen harçlı duvar örgüsüdür.

Mozaik Çini: Değişik renklerde sırlanmış levha ve parçaların alçı zemin içinde

dondurulmasıyla elde edilen bir süsleme tekniği.

Mukarnas: Kademeli olarak taşmalar yapacak biçimde, aşırtmalı olarak yan yana ve

üst üste gelen, üç boyutlu görünüm veren bir geçiş ve dolgu öğesi. Petek biçimi bir

görüntü ile yarım kubbelerin içini dolgulayan İslam sanatı öğesi (Sarkıtlı olanlarına

istalaktit denilir).

Mukarnas Sütun Başlığı: Başlık üzerinde hem taşıyıcı hem de süsleyici özelliği olan

küçük niş parçaların oluşturduğu mukarnaslardan meydana gelen sütun başlığı.

Musaffa Cami: Namazgâh denir. Ya da üstü açık cami anlamı taşımaktadır.

Musalla Taşı: Camilerin önünde veya yanında yer alan üzerine cenaze konulan ve

arkasında namaz kılınan masa biçimindeki taş.

Maksem: Su dağıtma sandığı ve lüleler yardımıyla suyun çevredeki çeşmelere ve

diğer yapılara dağıtımının yapıldığı yer.

Muvakkithane: Saat imali ve tamiri yapılan yer.

Müderris: Eskiden medresede öğretmen, sonraları profesör anlamında

kullanılmıştır.

Müezzin Mahfili: Osmanlı camilerinde müezzinler için ayrılmış yüksekçe seki ya da

kısa sütunlar üzerine inşa edilmiş küçük platformdur.

Mükebbire: Son cemaat yerinde imamın sesini arkadaki cemaate iletenin durduğu

balkonumsu çıkıntı yeridir.

Müştemilat: Eklenti-ek bina.

Nakkaş: Binaların duvar ve tavan gibi yerlerine ve kitaplara süslemeler yapan

resimci, süsleme ustası.

Namazgâh (Musalla) : Yerleşim alanları dışında yoldan gelip geçenlerin ibadetlerini

yapabilmeleri için yol kenarına inşa edilen yerden hafifçe yükseltilmiş etrafı alçak

duvarlarla çevrili üstü açık ve kıble yönünde bir mihrap taşının bulunduğu ibadet

yapılarıdır. Gelibolu’daki namazgâhta olduğu gibi bazı örneklerinde bir de minber

bulunabilmektedir.

Natüralizm: Sanat yapıtının doğal gerçekliğe uygun bir biçimde yapılmasını

savunan anlayış. Batı sanatında Rönesans’la birlikte ortaya çıkan Natüralizm,

çağımızın başına kadar etkili olmuştur. Natüralist üslup içinde nesneler doğadaki

gibi, insan gözünün gördüğü gibi betimlenirler. Araştırıcılar natüralist üslubun ilk

MehmetAli
Highlight
Page 14: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 14

Pandantif Geçişleri

belirtilerini İtalyan ressam Giotto’nun yapıtlarında bulurlar. Yine de natüralizmin

en olgun anlatımı Rönesans sanatçılarının yapıtlarında görülür.

Nef: Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm.

Neo-Klasik (Türk): XIX. yüzyıl sonları ve XX. yüzyıl başlarında bir sanat akımı. Eski

Türk ve İslam sanatından alınmış mimari ve süsleme öğelerinin kullanılması ile

ortaya çıkan ilk ulusal akım.

Neo-Klasisizm: XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Almanya’da ortaya çıkan, ancak

Fransa’da daha çok uygulanma olanağı bulan ve antikiteden esinlenerek klasik

formlara dönüşü amaçlayan sanat anlayışı ve üslubu.

Nesih: Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir

yazı üslubu.

Niş: Duvarda küçük ölçüde ve düzgün girinti.

Oyma Ajur: Delikli olarak uygulanan süsleme biçimi.

Palmet: İlkçağ sanatından beri kullanılan bir bezeme motifi. Dilimli simetrik yaprak

şeklinde olup, adını Yunanca palma(el) sözcüğünden alır.

Pandantif: Bir kubbeyi taşıyan kemerler ile kubbe kaidesinin arasını kapatan ve

kare bir plandan kubbenin dairesel kaidesine geçmesini sağlayan küresel üçgen

veya dingi. Kubbe ile pandantif arasına çoğu kez bir kasnak girer.

Payanda: Destek, yükü karışlamak üzere eklenmiş duvar parçası.

Paye: Örülerek meydana getirilmiş tek taşıyıcı, ayak.

Perdah Tekniği (Lüster): Perdah tekniği çini ve seramik alanında bir sır üstü

çalışmasıdır. Kap istenen renkte sırla sırlanıp fırınlandıktan sonra perdah adı verilen

madde ile istenen örnekler yapılır ve az hararetli, dumanlı bir fırında tekrar

fırınlanır. Bu fırınlamadan sonra, kap madeni bir parlaklık kazanır.

Plan: Bir cismin yatay bir düzlem üzerinde kesildiği varsayılarak ölçekli olarak

çizilen şekline plan denir.

Rasathane: Gözlemevi, gökbilimi için kullanılan medrese türü.

Realizm: Romantisizme tepki olarak doğmuş, görünen gerçekliği olduğu gibi tuvale

aktarmayı amaçlayan sanat akımı.

Rekonstrüksiyon: Restitüsyona dayanılarak yapılan bir çalışmadır. Restitüsyona

göre yeniden inşa etmeyi ve bu şekilde inşa edilmiş bir yapılaşmayı ifade eder.

Renkli Sır Tekniği: Osmanlılar tarafından uygulanan bir çini tekniği. Bu teknikte

boya kullanılmaz. Sırın kendisi renklidir. İlk olarak, levha üzerinde sırların birbirine

MehmetAli
Highlight
Page 15: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 15

Sebil

karışmasını önleyen, kontur oluşturan bir madde ile sınırlar belirlenir. Daha sonra,

istenilen renkli sırlar boya gibi kullanılarak levha renklendirilir ve fırınlanır. Isı

karşısında eriyen sırlar kontur içinde kalarak birbirlerine karışmazlar.

Revak: Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerler arkasında yer alan, üstü

örtülü, önü açık, mimari mekân.

Restitüsyon: Kısmen rölöveye dayanan bir çalışmadır. Kısmen veya tamamen yok

olmuş yapının çizimlerini kalıntısının rölövesine dayanarak yeniden çizilmesine

verilen ad.

Restorasyon: Bir yapının veya eserin yıkılan, harap olan bölümlerinin daha fazla

tahrip olmasını önlemek için aslına uygun biçimde onarılmasına verilen isimdir.

Rölöve: Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve ölçüsünün yeniden

çıkarılmasına rölöve denir.

Rika: Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. “Mim”lerin gözü kapanmış, “Sin” ve

benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el

yazısında kullanılır.

Rokoko: XVIII. yüzyılda ortaya çıkan süslemeci sanat akımı. Resim sanatında saray

yaşamından alınan konular ön plana geçmiş, heykeller dekoratif amaçlı biblolara

dönüşmüş, mimaride ise bitkisel motifli bezemeler tavan ve duvar yüzeylerinde

süsleme amacıyla bolca kullanılmıştır.

Rumi: Türk ve İslam sanatında Batı kökenli süsleme motifi. Yarım palmetlerden

türediği ya da hayvansal kökenli olduğu araştırıcılarca tartışılan rumi, Batı illerinde

arabesk olarak adlandırılır.

Sahın: Camilerde sütun veya payelerle ayrılmış ibadet alanıdır.

Saka: İşi, çeşme ve sarnıç gibi yerlerden su alarak evlere dağıtmak olan kişidir.

Sanat: İnsanoğlunun yarattığı yapıtlarda güzellik ülküsünün ifadesidir. Doyurucu

estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisi.

Saray: Genellikle devlet yöneticilerinin ikamet ettikleri ve devleti yönettikleri

kompleks yapılardır.

Sarnıç: Su ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılan özel su toplama havuzu, su

deposu. Üstü açık ya da kapalı olabilir.

Sebil: Cadde ya da sokak kenarlarında yoldan geçenlerin su içmesi için yapılmış

hayır yapıları sebillerin çeşmelerden farkı, bir su sağlama sistemine bağlı

olmamalarıdır. Daire ya da çokgen plan kuruluşları ile sebiller bir iç mekâna

sahiptirler ve bu mekân dışarıya üzerinde küçük pencere açıklıkları bulunan madeni

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 16: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 16

Son Cemaat Yeri

Sekiz İstinatlı Cami

şebekelerle açılır. Sebiller bir külliyenin parçası olabileceği gibi bağımsız olarak da

inşa edilmişlerdir. Özellikle XVIII. yüzyıldan sonra İstanbul’da çok sayıda sebil inşa

edilmiştir.

Selsebiller: Çeşme ve sebilden farklı olarak saray veya köşklerin bahçe veya

duvarına bitişik olarak yapılan, yukardan aşağıya doğru büyüyen çanaklardan

oluşan su yapılarıdır. Osmanlı döneminde Divanhane toplantılarında gizlilik amaçlı

olarak kullanılmıştır.

Sekiz İstinatlı Cami: Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütuna oturan

cami tipidir.

Selatin Cami: Osmanlı sultanları tarafından yaptırılan camidir.

Sermimar: Mimarların başı, baş mimar.

Sgrafitto: XI. yüzyıldan ilk Osmanlı dönemine değin kullanılan seramik tekniğidir.

Kullanılan hamur kırmızı renkli, kaba ve gözeneklidir. Kap astarlandıktan sonra sivri

uçlu bir aletle motifler çizilir ve istenilen renkte saydam bir sırla sırlanır. Çukur

kısımlarda sır daha koyu, diğer yerlerde ise daha açık olarak motifler belirlenmiş

olur.

Sıbyan Mektebi: Osmanlı döneminde ilkokul düzeyinde eğitim veren okul ve bunun

için inşa edilmiş yapı. Küçük çocukların okuma yazma ve Kur’an-ı Kerim okumayı

öğrendiği okul.

Sır: Seramikler üzerinde koruyucu, cam benzeri tabaka.

Sıraltı Tekniği: Seramik boyalarının bisküvi halindeki seramikler üzerine boyanarak

üstlerine sır çekilmesi, boyaların sır altında kalması ile oluşan teknik.

Silme: Duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla yapılmış şerit biçimindeki çıkıntılara

verilen ad.

Sivri Kemer: Yarıçapı kemer açıklığının yarısından büyük olan ve kilit noktasından

birleşen iki daire yayından meydana gelen kemer çeşididir.

Slip Tekniği: İlk dönem Osmanlı seramiklerindeki hamur kırmızıdır. İşte bu kırmızı

rengi kapamak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için seramikler astarlanır.

Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada

astar, normaldeki hâlinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen

motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır.

Son Cemaat Yeri: XIV. yüzyıldan itibaren cami ve mescitlerde yaygın olarak

kullanılan, ana mekânın dışında namaza geç gelenlerin ibadetlerini yapabilmeleri

için yapılmış yarı açık hazırlık bölümü.

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 17: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 17

Şadırvan

Stilize: Üsluplaştırılmış. Doğadaki formların belli bir üslubun ya da tekniğin gereği

sadeleştirilmiş şekli. Stilize çiçek motifidir.

Stucco (Stuk): Alçı yoğunluklu süsleme tekniği.

Su Kemeri: Su borularının basınca dayanıklı yapılamadığı dönemlerde kentin su

ihtiyacını sağlayan suyolunun hep aynı yükseklikte ve çok az eğimli biçimde

yapılması gerekirdi. Bu amaçla vadilerin aşılması gerektiğinde kemer dizilerince

taşınan suyolları inşa edilmiştir. Köprüye benzeyen bu yapılara su kemeri adı verilir.

İlk su kemerleri Antik Roma döneminde yapılmıştır.

Sultan Hanı: Anadolu Selçuklu döneminde çoğu sultanlar tarafından yaptırılan han

ve kervansaraylar için kullanılan sanat tarihi deyimi. Genellikle biri kapalı, diğeri

açık avludan meydana gelen iki bölümlü bir şema gösterirler. Açık avlu ortasında

"köşk mescit" bulunur. Taş süslemeler özellikle girişlerde yoğunlaşır. Her türlü

konaklama gereksinimini karışlayan vakıf kuruluşlarıdır.

Sülüs: Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara

mahsus büyük boy bir yazı üslubu.

Sütun: Taştan veya ahşaptan yapılmış olup genellikle tek parçadan meydan gelen

taşıyıcı eleman.

Sütun Altlığı: Bir sütunun üzerine oturduğu kare, prizma veya silindir biçimli taban.

Sütun Başlığı: Sütunların üzerine konan üst düzeyi sütun çapından daha geniş olan

yapının yükünün sütuna aktarmak için sütunların başına yerleştirilen üstü geniş altı

dar olan süslü taş parçası.

Sütun Bileziği: Bir sütun gövdesini saracak şekilde madeni çember. Bu çemberin

amacı sütunun ağırlık altında dağılmasını önlemektir.

Sütun Gövdesi: Bir sütunun kaidesi ile başlığı arasındaki bölüm.

Sütunce: Küçük sütun. Mihrap ve taçkapı gibi yerlerde daha çok dekoratif amaçla

kullanılır.

Su Nazırı: Su işlerinin organizasyonundan sorumlu olan, devşirme ve acemi

oğlanlarından adam toplayarak gerekli işleri yaptıran görevli.

Su Terazisi: Şehre getirilen suyun havalandırılıp basınç kazandırılarak kamusal

yapılara dağıtılması için inşa edilmiş çoğunlukla kare planlı küçük kulelere “Su

Terazisi” denir.

Şadırvan: Bir çeşit meydan çeşmesidir. Özellikle cami avlularında veya bitişiğinde

abdest almak için yapılmış çepeçevre muslukları olan çokgen su tesisi.

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 18: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 18

Şam İşi: XVI. yüzyıl başında, hem çini hem de seramiklerde kullanılan bir tekniktir.

En önemli özelliği sırın pek parlak olmaması nedeniyle renklerin puslu

görünmesidir. En karakteristik renkler, puslu bir yeşil ve mordur.

Şemse: Süslemede kullanılan oval, dairesel biçimde dilimli ya da düz motifler.

Tabhane: Osmanlı imparatorluğunda Misafirhane. Dinî yapıların bir bölümü olup,

özellikle gezici dervişlerin misafir edildiği yapılara denir. Tabhane, Erken Osmanlı

mimarlığında cami yapılarıyla organik bütünlük içerisinde inşa edildiği için

Tabhaneli Cami, Zaviyeli Cami veya Ters T Planlı Cami gibi adlandırmalarla farklı bir

tipoloji doğmuştur. Tabhaneli Camilerin ilk örneklerinde Tabhane mekânları asıl

ibadet mekânlarından olabildiğince bağımsız ve dışarıya açılabilen müstakil

mekânlar halindeyken zamanla bağımsızlıklarını kaybetmiş ve asıl ibadet mekânının

bir devamı olarak cami bütünlüğüne katılmıştır.

Taçkapı: Yapılarda giriş çıkışı sağlayan abidevi ölçülerdeki kapılardır.

Talik: Yatık çizgileri uzun, dik çizgileri kısa bir yazı çeşidi. Yaygın, hafif sağa yani

geriye yatıktır.

Tek Kubbeli Cami: İbadet mekânının tamamını ya da tamama yakın bölümünü tek

kubbenin örttüğü cami tipi.

Tekke: Genellikle yerleşim merkezlerine veya bu merkezlerin yanında yer alan ve

içerisinde sürekli barınan derviş ve müritlerin bulunduğu tarikat yapısıdır. Tekkeler

bir yapı bütünlüğü içerisinde birden fazla ihtiyaca cevap verebilecek fonksiyonel

mekânlardan oluşan plan kuruluşlarıyla dönemin külliyeleri olarak değerlendirilir.

Taçkapı ve Bölümleri

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 19: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 19

Tromp

Tekne Tonoz: Şekli alttan bakıldığında teknelerin alt gövdelerine benzeyen tonoz

şeklidir.

Tepelik: Kompozisyonu oluşturan süs düzeninin üst ya da tepe kısımlarında

bulunan motifler.

Tonoz: Taş ya da tuğladan örülerek meydana gelen bir mimari örtü elemanı.

Biçimine göre beşik tonoz, aynalı tonoz, çapraz tonoz, kaburgalı tonoz, yelken

tonoz gibi adlar alır.

Transept: Örtü sisteminde nefleri dik açı ile kesen ve altyapıya da yansıyan birim.

Kiliselerde apsisin önünde nefleri dik olarak kesen uzun mekân. Kilisenin planını bir

haç biçimine sokan bu mekânda, kral galerisi ve kilise orgu da yer alır. Bazı

kiliselerde haç biçimli planın doğusunda da ek bir transept bulunur.

Tromp: Kare planlı bir mekânın üzerine kubbenin oturtulabilmesini sağlayan bir

geçiş öğesi (tonoz bingi). Karenin köşesine çaprazlamasına örülmüş bir kemerle

ona ardından eklemlenmiş bir tonozdan oluşur.

Tuğla: Duvar örmekte kullanılmak üzere kalıplara dökülerek kurutulduktan sonra

harman ocağı veya fırınlarda pişirilen toprak malzemedir. Türk standartlarındaki

tuğla, 5 x 3 x 19 cm’dir.

Tuğra: Padişahın adının yazılı bulunduğu ve karmaşık yazı tekniği ile yazılmış olan

sembol.

Türbe (Kümbet): Her iki terimde Türk-İslam mezar yapılarına verilen adlardır. Türbe

ve kümbetler genellikle silindirik, çokgen veya kare planlı olarak inşa edilmiş kubbe

veya külahla örtülmüş yapılardır.

Türbedar: Türbede hizmet gören ve türbeyi bekleyen kimsedir.

Türk Üçgeni: Kare planlı bir mekân üzerine kubbenin oturtulabilmesini sağlayan bir

geçiş öğesi. Örtülecek mekânın köşelerinin tepe noktaları aşağıda kalan bitişik

üçgenler oluşturacak biçimde pahlanması biçiminde tanımlanabilir. Bunlar

Tonoz Çeşitleri

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 20: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 20

sayesinde, kare planlı mekânın üstünde en az bir düzgün sekizgen oluşturulmuş

olur. İlk kez Anadolu Selçuklu devri yapılarında rastlandığından bu adı almıştır.

Konya Karatay Medresesi’nde görüldüğü gibi.

Türk Sanatı: Tarih boyunca Türk devletleri ya da topluluklarınca oluşturulan

sanattır.

Ulu Cami: Her şehrin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi. Cuma

namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren

durumlarda kullanılır. İran'daki adı Mescid-i Cuma'dır.

Vaaz Kürsüsü: Belli gün ve saatlerde imamın vaaz vermek için çıktığı, koltuk ya da

küçük balkon şeklindeki bölüm.

Vakfiye: Vakıf edilen malların ne şekilde kullanılacağı nerelere kullanıp

kullanılmayacağını düzenleyen yazılı belgelerdir. Vakıf mallarının satılmaması

vakfiye şartlarının yerine getirilmesi vakıf işleri mütevelli heyeti tarafından

denetlenir.

Vakıf: Bir hizmetin sürekli yapılabilmesi için belli koşullarla resmi bir yoldan

herhangi bir kimse tarafından bırakılan mülk ya da para. İlgili hizmet bu mülk ya da

paranın getirisi ile halka bedelsiz sunulur ve vakfın idaresi mütevelli denen bir kişi

tarafından yürütülür.

Vitray: Renkli camların belli bir kompozisyon düzeni içinde bir araya getirilişi.

Avrupa'da özellikle kiliselerin pencerelerini süsleyen vitraylarda, doğaya özgü

motiflerin yanında dinsel konular da belli bir düzen içinde resimlenmiştir.

Yalı: Özellikle devrin ileri gelenleri tarafından deniz kenarlarına yaptırılan

saraylardır.

Yıldız Tonoz: Çok sayıda tonoz parçasından meydan gelen yıldız biçimli tonoz

örtüdür.

Zaviye: Küçük tekkeye verilen isimdir.

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 21: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 21

Öze

t

• İslam sanatının oluşumuna etki eden başlıca faktörler, İslam dini, coğrafi şartlar ve iklim koşulları ile toplumların gelenek ve görenekleri, yani millî seciyeleridir. İslam dini Mekke’de insanlığa tebliğ edildikten kısa bir süre sonra bir ucu Çin’e, diğer ucu da Fransa’nın Poitier kentine dayanan uçsuz bucaksız bir coğrafyada etkili olmuştur. Dolayısıyla çok farklı milletlere ulaşmış, çok değişik kültürlerle karşılaşmıştır. Ekonomik bakımdan zenginleşen Müslümanlar hemen her bölgede cami, medrese, han, hamam, zaviye, tekke, kale, saray, köşk, çeşme, sebil v.s. gibi dinî, askerî ve sivil mimari ile tezyini ve küçük el sanatlarında çok hatırı sayılır eserler meydana getirmişlerdir. Bütün bunların sonucunda ‘İslam Sanatları’ denilen bir alan ortaya çıkmıştır. Bu alanın kendine has terminolojisi de zamanla gelişme göstermiştir.

MehmetAli
Highlight
Page 22: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 22

Değerlendirme

sorularını sistemde ilgili

ünite başlığı altında yer

alan “bölüm sonu testi”

bölümünde etkileşimli

olarak

cevaplayabilirsiniz.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerler arkasında yer alan, üstü

örtülü, önü açık, mimari mekâna ……… denir.

a) Revak

b) Son Cemaat Yeri

c) Nef

d) Sahın

e) Mahfil

2. Yarıçapı kemer açıklığının yarısından büyük olan ve kilit noktasından

birleşen iki daire yayından meydana gelen kemer türüne ne denir?

a) Yuvarlak Kemer

b) Basık Kemer

c) Sivri Kemer

d) Beşik Kemer

e) Armudi Kemer

3. Bir yapının veya eserin yıkılan, harap olan bölümlerinin daha fazla tahrip

olmasını önlemek için aslına uygun biçimde onarılmasına ……. denir.

a) Restorasyon

b) Restitüsyon

c) Rölöve

d) Rekonstrüksiyon

e) Elevasyon

4. Su dağıtma sandığı ve lüleler yardımıyla suyun çevredeki çeşmelere ve

diğer yapılara dağıtımının yapıldığı yere ne denir?

a) Sebil

b) Çeşme

c) Selsebil

d) Maksem

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 23: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 23

e) Sarnıç

5. En az üç yönden yapılar veya yüksek duvarlarla çevrili üstü açık mekâna

….. denir.

a) Avlu

b) Eyvan

c) Son Cemaat Yeri

d) Dershane

e) Sahın

Cevap Anahtarı:

1. a 2.c 3.a 4.d 5.a

MehmetAli
Highlight
MehmetAli
Highlight
Page 24: •İslam Sanatları Terminolojisi İSLAM SANATI°LH1011-Ünite 1.pdf · mimari açıdan gelişmiş çeşme yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Lale

İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 24

YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK DİĞER

KAYNAKLAR

Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi (1982) ,Görsel Yayınlar, İstanbul, (5Cilt).

Arseven, C.E. (1983). Sanat Ansiklopedisi, M.E.Basım Evi, İstanbul (5Cilt).

Aslanapa, O. (1993). Türk Sanatı, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Aslanapa, O. (2005). Osmanlı Devri Mimarisi, İnkılâp Kitapevi, İstanbul.

Çakmak, Ş. (1999). Erken Osmanlı Dönemi Mimarisinde Taçkapılar (1300-1500), (T.

C. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi).

Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi (1997). Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul.

Gombrich, E.H. (2005). Sanatın Öyküsü, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Hasol, D. (1972). Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü, İstanbul.

Kuban, D. (1973). Mimarlık Kavramları, İstanbul.

Mülayim, S. (1994). Sanat Tarihi Metodu, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul.

Sanat Tarihi Ansiklopedisi (1981). Görsel Yayınlar, İstanbul. (5Cilt)

Sözen, M.- Uğur T. (1999). Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü, Remzi Kitapevi,

İstanbul.

Tansuğ, S. (1996). Çağdaş Türk Sanatı, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Turani, A. (1997). Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Turani, A. (1968). Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü, Ankara.

Wölfflin, H. (1985). Sanat Tarihinin Temel Kavramları, Remzi Kitapevi, İstanbul.