İ ı 31 İYE’DE SIK KARŞILAN PSİ Sempozyum Dizisi No:62 ... · PDF file fi ziksel ve...

Click here to load reader

  • date post

    13-Jul-2020
  • Category

    Documents

  • view

    0
  • download

    0

Embed Size (px)

Transcript of İ ı 31 İYE’DE SIK KARŞILAN PSİ Sempozyum Dizisi No:62 ... · PDF file fi ziksel ve...

  • Halk Sağlığı disiplini özellikle 19 yüzyılda gereken ilgiyi bulmuş bir uygulama ve bilim dalıdır. En üst soyutlamada halk sağlığı kamunun organize çabalarıyla sağlığı yük- seltmenin, hastalıklardan korunmanın ve yaşamın uzatılmasın bilim ve sanatıdır. Bugün için genel geçer kabul edilen tanımlamayı C.E. A. Winslow 1923 yılında yapmıştır. Bu tanımlamaya göre:

    “Halk sağlığı, örgütlenmiş toplum çalışmaları sonunda çevre sağlık koşullarını dü- zelterek, bireylere sağlık bilgisi vererek, bulaşıcı hastalıkları önleyerek, hastalıkların erken tanı ve koruyucu tedavisini sağlayacak, sağlık örgütleri kurarak, toplumsal çalışmaları her bireyin sağlığını sürdürecek bir yaşam düzeyini sağlayacak biçimde geliştirerek hastalıklarda korunmayı, yaşamın uzatılmasını, beden ve ruh sağlığı ile çalışma gücünün arttırılmasını sağlayan bilim ve sanattır.” İkinci önemli hareket noktası ise sosyal hekimliğin en büyük teorisyeni olan Alman

    hekim Alfred Grotjahn’ın sistematikleştirdiği Sosyal Hekimlik ilkeleridir. Bu ilkeler başlıklar halinde şöyle tanımlanır.

    • En önemli hastalıklar bir toplumda en çok öldüren, en sık görülen ve en çok sakat bırakan hastalıklardır. • Bir kişinin veya toplumun sağlık düzeyini belirleyen, kişinin hastalanmasına veya ölümüne neden olan biyolojik ve fi zik çevre faktörlerini oluşturan veya

    bunların etkisini koşullayan etkenler sosyal ve ekonomik etkenlerdir. • Bir kimsenin hasta oluşu sadece o kişinin sorunu değildir. Kişinin hastalığı ailesinden başlayarak bütün toplumun sorunudur.

    İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 31 TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 •Mart 2008 S:31-40

    HALK SAĞLIĞI ve MENTAL HASTALIKLAR

    Doç. Dr. Ethem Erginöz

  • Halk Sağlığı ve Mental Hastalıklar 32

    Hem halk sağlığı tanımı hem de sosyal hekimlik ilkeleri bir arada düşünüldüğünde Henry Sigerist’in 4 maddede somutlaştırdığı sosyal hekimlik görüşüne varılır. • Hekimlerin ilk görevi okulda ve toplumda halkı eğiterek sağlığı geliştirmektir. • Toplum, hekimlerden sağlığı koruyucu yöntemler ve örgütler geliştirmelerini

    istemelidir. • Hastaları tedavi, hekimlerin sağlığı koruma ve geliştirmede başarısızlığa

    uğradıklarında yapacakları iştir. • İşgücünü kaybedenlerin güçlerini kazandırmak ve çevreye uyumunu sağlamak

    hekimin görevidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kendi anayasasında sağlıklı olmayı “Sağlık yalnız hastalık

    ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir” diye tanımlamıştır. Bu tanımın üç önemli unsurundan biri ruh sağlığıdır.

    DSÖ’nün bu tanımına karşın mental sağlık uzunca bir süre halk sağlığı anlayışının dışında kalmasa da halk sağlığı uygulamalarının dışında ve bireysel alan içinde kabul edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü 1996 yılında ayrıca bir mental sağlık tanımı yapmıştır. Bu tanıma göre:

    “Mental sağlık kişilerin kendilerini veya yeteneklerini gerçekledikleri, hayatın normal stresleriyle başa çıkabildikleri, verimli ve sonuçları yararlı olacak şekilde çalıştıkları ve toplumlarıyla katkılı bir birliktelik içinde olabildikleri durumdur.” Ruhsal hastalıkların bir hastalık olarak kabul edilmesi doğu toplumlarında ve özellikle

    Osmanlı toplumunda oldukça eski olmasına karşın batıda oldukça yenidir. Zamanımızda halk sağlığı insanların sağlığını bir bütünlük içinde kaygı alanı olarak kabul eder ve sağlıkla fi ziksel ve psiko-sosyal çevre arasında bağlantıların farkındalığıyla kendini karakterize eder. ABD nüfusunun yaklaşık %26’sına tekabül eden 44 milyon Amerikalı herhangi bir sene içinde mental sağlık sorunuyla karşı karşıyadır. Bu mental sağlık sorunlarının diyabet veya kanserden daha fazla oranda (sırasıyla yetişkin nüfusun % 6.6 ve %7 si 2002 yılında) obeziteyle ise nerdeyse başa baş orandadır (30 yaş üstü nüfusun %30’u 2000 yılında). Bu durum mental sağlığın neden artan bir biçimde halk sağlığının ilgi alanına girdiğini bize gösterir. Mental hastalıklar 21. Yüzyılın başlarında sağlık göstergelerinde en önemli başlıklardan biri olmuştur.

    Tüm bunlara karşın dünyamızın büyük bir kısmında mental sağlık ve mental rahatsızlıklar fi ziksel sağlık kadar önemli addedilmemektedir. Hatta daha da kötüsü çok büyük oranda görmezlikten gelinmekte ve ihmal edilmektedir. Bu tutumun sonucu olarak kısmen de olsa dünya mental rahatsızlıkların artan yükünden ötürü gittikçe artan bir tedavi eksikliği içindedir. Günümüzde dünyada 450 milyon kişi mental veya davranışsal rahatsızlıklardan ötürü zarar görmektedir. Bunların çok az bir kısmı temel tedavilere ulaşabilmektedir.

    Gelişmekte olan ülkelerde depresyon, demans, şizofreni ve madde bağımlılığı gibi ci- ddi mental rahatsızlıkları olan bireylerin büyük bir kısmının bu rahatsızlıkları ağırlıklı olarak kendi özel hastalıkları olarak kabul edilmekte ve bu kişiler sorunlarıyla kendileri

  • Doç. Dr. Ethem Erginöz 33

    baş etmeye çalışmaktadırlar. Bu hastalardan birçoğu hastalıklarından dolayı kurban olarak addedilmişler, utancın ve ayrımcılığın da hedefi olmuşlardır.

    Dünyamızda mental hastalıklar her yıl yaklaşık 450 milyon kişiyi etkilemektedir ve dünya ölçeğinde yeti yitimine neden olan en önemli 10 hastalığı 4’ünün sebebidirler. Bu sürekli büyüyen hastalık yükü miktarı sefalete, yeti yitimine ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Mental ve davranışsal rahatsızlıklar küresel hastalık yükünün %12 sini oluşturmaktadır. Buna karşın ülkelerin büyük bir kısmında sağlık harcamalarından bu hastalıklara ayrılan pay %1 civarındadır. Hastalık yükü ve hastalığa özel harcama ilişkisi açık bir şekilde orantısızlık içindedir. Ülkelerin %40’ı cari bir mental sağlık politikasına %30 kadarı ise mental sağlık programına sahip değildir. Çocukları ve ergenleri de kap- sayan bir mental sağlık politikası olan ülkelerin oranı ne yazık ki % 10 civarındadır. Yeni geliştirilen sağlık programlarında da sıklıkla mental ve davranışsal rahatsızlıklar öbür hastalıklar ölçüsünde kapsanmamaktadır. Bu durumda hastalar ve aileleri için ekonomik zorluklara neden olmaktadır. DSÖ’nün15 ülke verileri ile yaptığı bir çalışmada bazı men- tal hastalıkların prevalansı aşağıdaki gibidir.

    Mental hastalıklar çoğunlukla tek bir faktörün neden olduğu durumlar değildir. Bu hastalıklar çoğunlukla biyolojik, fi zyolojik ve sosyal faktörlerin kesişim kümesinde ortaya çıkarlar. Bu faktörlerden halk sağlığı disiplinini en çok ilgilendireni sosyal faktörlerdir.

    Birinci basamakta en sık rastlanılan psikiyatrik hastalıkların dağılımı.

    Bütün mental Şehirler Depresyon Anksiete Alkol bağımlılığı hastalıklar

    (%) (%) (%) (%) Ankara, Türkiye 11.6 0.9 1.0 16.4 Atina,Yunanistan 6.4 14.9 1.0 19.2 Bangalore, Hindistan 9.1 8.5 1.4 22.4 Berlin, Almanya 6.1 9.0 5.3 18.3 Groningen, Hollanda 15.9 6.4 3.4 23.9 Ibadan, Nijerya 4.2 2.9 0.4 9.5 Mainz, Almanya 11.2 7.9 7.2 23.6 Manchester, Birleşik Krallık 16.9 7.1 2.2 24.8 Nagasaki, Japonya 2.6 5.0 3.7 9.4 Paris, Fransa 13.7 11.9 4.3 26.3 Rio de Janeiro, Brezilya 15.8 22.6 4.1 35.5 Santiago, Şili 29.5 18.7 2.5 52.5 Seattle, ABD 6.3 2.1 1.5 11.9 Shanghai, Çin 4.0 1.9 1.1 7.3 Verona, İtalya 4.7 3.7 0.5 9.8 Toplam 10.4 7.9 2.7 24.0

  • Halk Sağlığı ve Mental Hastalıklar 34

    Sosyal faktörlerin en önemlileri fakirlik, şehirleşme ve teknolojik değişimler olarak sıralanabilir. Şehirleşme özellikle kalabalık ortam, kirlenmiş bir çevre, fakirlik, serbest piyasa ekonomisine aşırı bağımlılık, had derecede şiddet ve yalnızlaşma gibi nedenlerle artan miktarda stres kaynağı olarak rol oynar. Buna karşılık kırsal hayatın da bazı problem- leri vardır. Bunlar izolasyon, iletişim ve ulaşımdaki zorluklar, kısıtlı eğitimsel ve ekono- mik fırsatlar olarak sıralanabilir. Ayrıca mental sağlık hizmetleri diğer hizmetlerde olduğu gibi büyük şehir merkezlerinde toplanmaya meyillidir ve bu da kırsal kesimde bir hizmet açığı oluşturacaktır.

    Fakirlik ve mental sağlık arasındaki ilişki kompleks ve çok boyutlu bir ilişkidir. Fa- kirlik ile hastalıklar arasında bir kısır döngü vardır. İnsanlar fakirleştikçe hastalıklara yatkınlaşırlar bu son durumda onların daha fazla fakirleşmesine neden olabilir. Fakirlik sorunu sadece azgelişmişlik sorunu değildir aynı zamanda kaynakların adil dağıtımıyla da tam bir ilişki içindedir. Gelişmiş ülkelerde sosyal devlet anlayışı yoksa küçümsene- meyecek bir fakir kitlesi oluşması bu kısır döngü nedeniyle kaçınılmazdır.

    Teknolojik gelişmelerin en etkileyici olanı iletişim devrimidir. İletişimdeki kolaylıklar mental hastalıklarda özellikle bilgiye ve yardıma ulaşmada bazı avantajlar sağlamaktadır. Ancak teknolojik gelişmelerin kötü yanları da vardır. Medya kaynaklarının şiddete özendirme, pornografi ye aşırı ilginin kolayca gelişebilmesi baz